Bilinçaltı Reklamcılığı Tarihi

Bilinçaltı Reklamcılığı Tarihi

William Inge’nin Piknik adlı oyunundan sinemaya  uyarlanan filmde kendini yollara vurmuş eski bir jokey olan William Holden’ın kendisine ne zamandır vurgun olan Kansaslı Kim Novak’a aşkı anlatılıyordu.  Piknik filminin bu versiyonunda izleyicilerin bilmediği sinsi bir numara vardı. James Vicary adlı mühendis makine dairesine mekanik bir slayt projektörü koyarak her film gösterisi sırasında saniyede bir , saniyenin 3000’de bir hızla perdeye “coca cola iç”  ve “patlamış mısır ye” sözlerini yansıttığı ortaya çıktı.

Bilinçaltı reklamcılığı” teriminin mucidi olarak ünlenen Vicary, bu deney sırasında Fort Lee sinemasındaki Coca Cola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.8 oranında arttığını söyleyerek bu artışın nedenini gizli mesaj olarak gösterdi.

1962 ‘de Psikoloji Kurumu başkanı Dr. Henry Link  Vicary’e meydan okuyarak  onu yaptığı bu testi tekrarlamaya davet etti. Ama bu kez deney satışlarda patlama yaratmadı.  Tabi Vicary bu deneyin  düzmece olduğunu da  üstü kapalı bir şekilde itiraf etmek zorunda kaldı.  Vicary ‘in itiraflarına karşın olan olmuştu Amerikan kamuoyunun kafasında bilinçaltına mesaj göndermenin gücüne ilişkin sıkı bir inanç yer etmişti.  Her ne kadar Amerikan Psikoloji Derneği bilinç altı reklamcılığının “karışık, belirsiz ve geleneksel reklamcılık kadar etkin olmaktan uzak” olduğunu açıklasa bile bu tekniği yıllar sonra kullananlar oldu.  Mesela Aslan Kral filmindeki bir toz bulutunda yazan mesaj. (görenler öyle yorumluyor)

 

Peki Bilinçaltı reklamcılığı her ne kadar vasat bir şey olduğu açıklansa da acaba cidden vasat mı ? Bunu anlamanın tek yolu bilim !

1999 Yılında Harvard üniversitesinden araştırmacılar 60 ile 85 yaş arası 47 kişi üzerinde bunu test ettiler.  Araştırmacılar denekler kendilerine fiziksel ve zihinsel becerileri arasındaki ilişkiyi ölçtüğü söylenen bir bilgisayar oyunu oynadıkları sırada, saniyenin birkaç binde biri süre içinde ekrandan bir kaç sözcük geçirdiler. Yaşlıların bir grubuna “bilge, zeki, başarılı ” gibi olumlu sözcükler kullanıldı. Diğer bir gruba ise “bunak , hastalıklı ” gibi olumsuz sözcükler gösterildi.  Amaç bu mesajların yaşlıların davranışlarını etkileyip etkilemeyeceğini görmek dahası yürümelerini etkileyip etkilemeyeceklerini anlamaktı.  Harvard ekibi daha sonra deneklerin yürüme hızını ve ayağın havada kalma süresini ölçtüler ve çıkan sonucu Harvard Tıp Profesörü Jeffrey Hausdoff  şöyle açıklıyordu:   “Olumlu sözcükler gösterdiğimiz gruptakilerin yürüyüşünde yüzde 10’a kadar bir düzelme tespit edildi” yani bilinç altı mesajlar deneklerin fiziksel aktivitelerine yansımıştı.  Bunun gibi bir çok araştırma var örneğin gülen yüz ve sinirli yüz testi de buna örnektir. Gülen yüzler bilinç altımıza etki ederek daha fazla şey satın almamızı sağlayabilir.

Kaynak